loader
Yükleniyor...
İstanbul

Çocuk ve Ergenlerde Hİpnoz

Çocuk ve Ergenlerde HİpnozTarihi yazılı kaynaklar incelendiğinde hipnozun 7000 yıldan buyana kullanılagelen bir yöntem olduğu bilinmektedir. Hipnozun sistematik hale getirilerek psikiyatri ve psikoloji alanında kullanılmaya başlaması ve bir psikoterapi yöntemi olarak hipnoterapi adı altında literatüre girmesi ise son yıllara gerçekleşmiştir. Yine hipnozun psikoloji alanında kullanılmaya başlaması, bu konuda yapılan klinik ve deneysel araştırmaların sayısının artmasını sağlamıştır. Yapılan bu araştırmalarda ise hipnoterapinin en etkili olduğu danışan kitlesinin çocuklar ve ergenler olduğu gözlemlenmiştir. 

Hipnoterapinin çocuklar ve ergenler üzerinde daha çok etkili olmasını pek çok gözlemlenebilir sebebi vardır. Bu sebeplerin başında ise çocuk ve ergenlerin hipnoza yatkınlık düzeylerinin yüksek olması gelir. Çabuk hipnotize olurlar ve kolaylıkla derinleşebilirler. Bu durum da terapinin etkisinin artırır. 

Çocukların kolay hipnotize olmasını sağlayan en önemli faktörden bazlarını şu şekilde sıralayabiliriz:
*Hipnoza karşı önyargıları yoktur. Yetişkinler yaşamları boyunca radyo, televizyon ve internet gibi medya araçları sayesinde hipnozla ilgili doğru-yanlış çok sayıda bilgiye maruz kalırlar. Bu bilgi kirliliği hipnozla ilgili çeşitli önyargıların oluşmasına ( hipnozdan çıkamama, iradeyi kaybetme, sırların ortaya çıkacağı korkusu) neden olur. Çocuklar bu bilgi kirliliğine daha az maruz kaldıklarından önyargıları daha azdır. 
*Korku ve kaygıları yetişkinlerden daha azdır. Hipnoz seanslarında sırların açığa çıkacağı korkusu hipnozu engelleyen en büyük faktördür. Çocukların büyük sırları olmadığından büyük korkuları da yoktur. Hipnoz seansları öncesi bazı yetişkin bireyler tedirginlik yaşarken bu durum çocuklarda görülmemekte, tam tersine hipnoterapi seansları eğlenceli birer oyun halini almaktadır. Çocuklar yetişkinlerin aksine otorite figürünü severler, emir almaktan ve yönlendirilmekten hoşlanırlar. Bu da bir nevi oyunun parçası gibidir. 
*Çocukların hayal güçleri daha gelişmiştir. Hipnozla ilgili yapılan araştırmalarda hayal gücü gelişmiş olanların daha kolay hipnoza girdiği gözlemlenmiştir. Çocukların hayal gücü yetişkinlerden daha iyidir. Yaş ilerledikçe insanların daha az hayal kurdukları ve zaman içerisinde bu yeteneklerinin köreldiği bilinmektedir. Bir hipnoterapistin bireyi hipnoza sokarken kullandığı en önemli enstrüman ise imajinasyon (hayalde canlandırma)’ dur. Çocuklarda ise imajinasyonu kullanmak çok kolaydır.
Örneğin bir çocuğa gözlerini kapattırıp “bir uzay gemisinin kaptanı olduğu ve gezegenleri keşfe çıkacağı” imajinasyonunu yaptırmak çok kolaydır ve hemen hemen her çocuk bu ve benzeri hayali canlandırmalara kolay adapte olur. Yetişkinlerde yapılan imajinasyonlarda ise deniz kenarı gibi argümanlar kullanılır ancak kimi zaman yetişkinler zihinlerinde bunları canlandırmada güçlük çekerler. Bazen de yetişkin bireyin imajinasyonda kullanılan yerle (deniz kenarı) ilgili bir travması vardır ve bu durum yine zihinle canlandırmanın zorlaşmasına neden olur. 
*Çocuklar fazla kritize etmezler. Aşırı analitik ve şüpheci insanların hipnoza girmede zorlandıkları bilinmektedir. Çocuklar zihinsel gelişim düzeyleri dikkate alındığında fazla kritize eden ve şüpheci bireyler olmadıklarından daha kolay hipnoza girerler. 

Hipnoterapinin çocuklarda daha çok işe yaramasının en büyük sebeplerinden biri de çocukluk çağı travma ve problemlerinin yetişkinlere kıyaslandığında daha hafif ve çözülebilir olmasıdır. Bu açıdan baktığımızda çocuklarda hipnoterapinin en çok kullanıldığı durum ve davranış bozukluklarından bazıları şunlardır:

# Dikkat Eksikliği- Dikkat Dağınıklığı
# Okul ve Ailede Uyum Problemleri
# Okulda Başarısızlık
# Kardeş Kıskançlığı
# Kendine Zarar Verme
# Korkular-Fobiler-Kaygı Problemleri...
# Konsantrasyon Sorunları
# Hızlı Okuma
# Alt Islatma (Enüresis)
# Davranış Bozuklukları
# Parmak Emme-Tırnak Yeme-Tikler
# Kekemelik
# Uyku Sorunları
# Ergenlik Dönemi Sorunları
#Özgüven Problemleri
# Sınav Kaygısı
# Sınav Stresi
# Sınava Odaklanma
# Sınav Öncesi Yoğun Heyecan
# Okuduğunu Anlama
# Başarı ve Performansı Artırmaya Yönelik Hipnoterapi Seansları

Hipnoterapi ile ilgili en çok merak uyandıran hususlardan birisi de yukarıda bahsedilen sorun alanlarının yine hipnoterapi ile nasıl çözümlendiğidir. Öncelikle şunu belirtmek lazımdır ki bir hipnoterapi seansı genel olarak iki ana bölümden oluşur. Birincisi bireyin hipnoza sokulması, ikincisi ise problemin niteliğine göre belirlenmiş olan tekniğin uygulanmasıdır. Bu konu ile ilgili olarak hipnoterapide kesin ve tek bir reçete olmadığını öncelikle belirtmek lazımdır. Bir çok alan gibi hipnoterapinin de kendine özgü pek çok teknik ve yaklaşımı bulunmaktadır. Fikir vermesi açısından bu tekniklerden bir kaçını anlatarak, genellikle hangi tekniğin hangi problem üzerinde çalışırken kullanıldı ile ilgili birkaç örnek verebiliriz:

1-Salt Telkin Metodu: Tüm hipnoz seanslarında kullanılan en temel enstrümanı telkindir. . Kimi zaman diğer metotlarla birlikte senkronize edilebildiği gibi birçok problemde salt telkin metodunun kullanılması da işe yaramaktadır. Örneğin başarı ve performansı artırmada, ve sınav kaygısı gibi problemlerde bu metot sıklıkla kullanılır. Seans sırasında bireyin güçlü ve başarılı yanları (daha önceden tespit edilmiş konular) vurgulanır. Potansiyeli ve yapabilecekleri konusunda motive edici mesajlar bilinçaltına gönderilir. Hipnozda kullanılan telkinler günlük hayatta kullanılanlara çok benzemekle birlikte bazı farklılıkları da bulunmaktadır. Hipnozda bilinçaltı açık olduğu için telkinlerin kalıcı etkisi vardır ve bilinçaltına gönderilen telkinlerin de yine özenle seçilmesi gerekir. Örneğin hipnoz seanslarında kullanılan telkin cümleleri olumlu olmalıdır. Mesela sınav kaygısı olan birine “bundan sonra sınavlarda heyecanlanmayacaksın” yerine “bundan sonra sınavlarda gayet rahat ve sakin olacaksın” gibi bir cümlenin kullanılması tercih edilir. Çünkü bilinçaltı telkinleri fazla kritize etmeden uygulama ve olumlu algılama eğilimindedir. Mesela “sınavlarda heyecanlanmayacaksın” gibi bir telkin bilinçaltında “demek ki heyecanlanacak bir durum var ortada” gibi bir kodlamaya sebep olabilir. Bu durum da telkinin etkisini yitirmesine hatta kimi zaman daha olumsuz sonuçlar doğurmasına neden olabilir. Yine bu konu ile ilgili olarak dolaylı telkinlerin, doğrudan telkinlere oranla daha etkili olduğu bilinmektedir. Bu açıdan hipnoterapi bir uzmanlık ve deneyim işidir. 
2-Regresyon Metodu: Geçmiş yaşam analizi diye de tanımlanabilecek bir metottur. Çocuklarda görülen birçok psikolojik bozukluğun kökeninde (kekemelik, alt ıslatma, parmak emme, tırnak yeme, anksiyete) geçmiş yaşam travmaları vardır. Regresyon metodunda bu travmaların yaşandığı ana gidilir ve olay üzerinde çalışılır. Bir nevi hipnoz altında gerçekleşen psikanaliz yöntemidir. Ancak hipnotik regresyonun klasik psikanalize göre bazı artıları vardır. Psikanalizde danışan geçmişte yaşadığı her şeyi hatırlamayabilir ancak hipnotik regresyonda bireyin anne karnında yaşadıklarına kadar hatırlayabildiğini gösteren vakalar mevcuttur. İnsan beyni bilgisayar sistemi gibidir Bilinçaltı hiçbir kaydı silmez ve her şeyi hatırlar. Sadece ihtiyaç olmadığı için bazı dosyaları sıkıştırarak saklar. Bilinç bu dosyaların sadece çok az bir kısmının (ihtiyaç duyduklarının) farkındadır. Hipnoz altında bireyin bilinçaltına doğrudan ulaşabilme imkanı olduğundan bireyin izin vermesi ile bu bilgilere kolayca ulaşma imkanı vardır. 
Regresyon analizi ile ilgili olarak bir örnek1:
Patolojik düzeydeki özgüven eksikliği ile ilgili olarak yapılan regresyon çalışmalarında istenmeden dünyaya gelen bebeklerin doğum öncesi ve doğum sonrasında anne-babasının konuşmalarından etkilendikleri tahmin edilmektedir. Regresyon çalışmalarında danışanlar anne karnında dahi annelerinin bu duygularını hissettiklerini (regresyon sırasında anne karnına gidildiğinde danışanların cenin pozisyonuna girdikleri görülür) ifade etmektedirler. Bireye o an yaşatılırken “af” ve “telkin” metotları kullanılır. 
Örnek2: Beyaz renge aşırı duyarlılığı olan ve beyaz cisimlere baktığında korkunç düzeyde rahatsızlık hisseden ve bunun nedenini bilmeyen bir danışan ile regresyon çalışması yapılmıştır. Danışan, regresyon seansında bebekken misafirliğe gittikleri evin beyaz tüylü kedisinin kendisini uykudan uyandırdığını ve uyanır uyanmaz ilk defa gördüğü bu hayvan karşısında çok korktuğunu bağırarak ağladığını o anı yeniden yaşayarak anlatmıştır. Hipnoterapi seansından sonra danışan normalde böyle bir olay olup olmadığını önceden bilmediğini ifade etmiş ve annesini telefonla aramıştır. Telefon görüşmesi sonrasında annesinin 6 aylıkken böyle bir olayın olduğunu kendisine ifade etmesi ve danışanın bu durum karşısındaki şaşkınlığı regresoyon seanslarının ne derece güçlü olduğunun bir göstergesi olarak güzel bir örnektir (Gödeş, 2013).

3-İmajinasyon Metodu (Canlandırma) : Yine çocuklarda görülen fobiler, korku ve kaygılar, alt ıslatma, sınav kaygısı, topluluk önünde konuşma gibi çok sayıda problem ve davranış bozukluğunun tedavisinde kullanılan bir metottur. Örnek imajinasyon metotlarından bazıları:

*Yılan fobisi: Yılan resmini bile görmeye tahammül edemeyen çocuğa öncelikle gevşeme telkinleri verilir. Daha sonra sistematik duyarsızlaştırma yöntemleri kullanılarak yılan imajinasyonu yaptırılır. Yılanı zihninde canlandırdığı sırada güvende, sakin, korkusuz ve rahat olduğuna dair telkinler verilir. 
(Sistematik duyarsızlaştırma): Herhangi bir korku veya kaygı uyandıran uyarıcıya karşı, kişiyi aşamalı olarak bu uyarıcıya maruz bırakarak o davranışı söndürme tekniğidir. Mesela kediden çok korkan birine önce kedi resmi gösterilir, daha sonra videoları izlettirilir, daha sonra uzak bir mesafeden izlettirilir ve mesafe yakınlaştırılarak dokunması sağlanır… 

*Alt ıslatma (enuresis): Gece uykuda olduğu telkinleri ile canlandırma yapılır. Çişinin geldiği anda, az ise tutması, çok ise uyanacağı telkini verilir. Danışanın verdiği cevaba göre imajinasyon tamamlanır. Örneğin çişi çok geldi ise, “şu anda kolaylıkla uyanıyorsun, tuvalete gidiyorsun, işini bitiriyorsun, yatağında girip yatıyorsun ve çabucak uykuya dalabiliyorsun, sabah oluyor, gayet mutlu bir şekilde ve altının kuru olduğunu görerek uyanıyorsun gibi…” imajinasyonlar yapılır. Bu şekilde hipnoz altında yapılan canlandırmalar sonrasında çocuğun günlük hayatta bu canlandırmalara uygun bir şekilde adeta kodlanmışçasına hareket ettiği gözlemlenmiştir. 

*Sınav Kaygısı: Hipnoza sokulan birey derinleştirilir ve önemli bir sınava girdiği imajinasyonu yaptırılır. Kimi zaman hipnoz esnasında imajinasyon ile birlikte bireyde kalp çarpıntısı, kan basıncının yükselmesi, titreme, kızarma v.b. fiziksel belirtiler gözlemlenebilir. Eğer bu belirtiler gözlemlenmişse öncelikle bunlar telkin ile kaybedilmeye çalışılır. Daha sonra zihnin açık kalması, korku ve kaygıların kaybolması, sakinlik ve dinginlik telkinleri verilerek, bundan sonra tüm sınavlarda aynı ruh hali içerisinde olacağı kodlaması yapılır.
Aynı yöntem topluluk önünde konuşma korkusu, karşı cins ile ilk iletişimde kilitlenme problemi vb. gibi durumlar yaşayan bireyler için de uygulanır. 

4- Otohipnoz Metodu: Otohipnoz yöntemi, bireye bir başkasının yardımı olmadan kendi kendini nasıl hipnotik transa sokabilieceğinin öğretilmesidir. Bu öğretme süreci de yine derin hipnoz seansı altında yapılır. Özellikle panik atak ve anksiyete gibi nevrotik bozuklukların tedavisinde danışana otohipnozu öğretmenin çok faydalı olduğu bilinmektedir. Yine müsabakalardan önce sporcuların kendilerine otohipnoz uygulamasının başarı ve performansı artırdığı gözlenmiştir. 

5- 5 Path Metodu: Genellikle travma ve depresyon gibi durumlarda veya kökleşmiş bazı psikopatolojik bozuklukların tedavisinde kullanılan, oldukça sistematik ve ileri düzey hipnoz eğitimi gerektiren, komplike ve birçok psikoterapi yaklaşımının birlikte kullanıldığı bir metottur. 

6- Destekleyici metod: Hipnozun diğer psikoterapötik yöntemlerden önce veya o yöntemlerle birlikte kombine edilerek kullanılmasıdır. Mesela EFT (emotional freedom teknique) uygulamasının hipnozla birlikte yapılmasının etkisini büyük oranda artırdığı gözlemlenmiştir. 

Görmek için gözlerimi kapatırım.
Paul Gauguin

Kaynak: Psik. Dnş. & Hipnoterapist Mustafa GÖDEŞ, 2013